Tohoshinki’nin, SPUR dergisiyle Şubat 2018 sayısı için yaptığı
işbirliğinin röportaj kesiti.
Yunho ve Changmin ‘’değerli
zamanlar ve sevgiyi hissetmek’’ hakkında konuştular.
‘’Ayrıldıktan sonra birbirimizin
önemini daha iyi anladık…’
Fanlarınız ve SPUR geri dönmenizi
dört gözle bekliyordu. Hepsinden önce, siz ikiniz bize iki yıl boyunca neler
yaptığınızı anlatabilir misiniz?
YH: Evet. İki yıl önce, TVXQ’nun Yunhosu olarak çalışıyordum ama
iki yıl boyunca kendimi, Jung Yunho olarak gözden geçirebilmem için önemli
miktarda zaman harcadım. Sıkı bir şekilde çalışırken ne kadar yol aldığımı düşündüm.
Aynı zamanda bir insan olarak, TVXQ’nun Yunhosu olarak ve Jung Yunho olarak
bundan sonra hayatımı yönlendireceğim yolu da çokça düşünme fırsatım oldu. Ve
tüm bunlar üzerinde kafa yormak beni gelecek hakkında heyecanlandırdı!
CM: Benim için tüm bu süreç, yeni bir dönüm noktasıydı. İçinde
bulunduğum çevre daha önceki çevremden kesinlikle çok farklıydı ve çok zordu
çünkü o tip bir hayata alışmak benim için çok zorlayıcı bir süreç oldu. Bazen
kendimi oraya ait değilmişim gibi, varlığımla oradakileri rahatsız ediyormuşum
gibi hissettim. Diğer yandan, önceden yapamadığım bazı şeyleri yapma fırsatı
buldum. Kitap okumak, günlük tutmak gibi. Bence kendimi birçok yönden test edebildiğim
için güzel bir tecrübe oldu.
Hiç takım arkadaşını düşündün mü
ya da onu özledin mi?
CM: Evet, elbette! Yunho’nun her zaman benimle olmasına alışmıştım.
Bu yüzden, o gittikten sonra, hayatımda ilk kez, onun varlığının öneminin benim için
zannettiğimden de fazla olduğunu fark ettim. Aileniz için de aynı şey geçerli.
Ailenizi bıraktıktan sonra, ‘’Ah, ailem benim için gerçekten önemli!’’
diyorsunuz. Tamamen aynı hisleri Yunho hyung için de tecrübe ettim. Ve sadece
Yunho hyung için de değil. Fanlarımız ve personellerimiz için de… Bütün bu
insanları, zaten her zaman yanımdalar gözüyle baktığım için hafife aldığımı
fark ettim. Ve bu yaptığımın yanlış olduğunu… Bu yüzden, onlara her zaman
minnettar olmam ve nezaketlerinin karşılığını ödemem gerektiği hakkında
düşünmeye başladım.
YH: Evet. Changmin’in söylediğiyle ilişkili olarak… Öncesinde, biz
17 yıldır beraberdik ve Changmin her zaman, ben üzgün olduğumda da mutlu
olduğumda da yalnız hissettiğimde de yanımdaydı. Ama aniden kayboldu ve ben
bazen ‘’Ah, Changmin acaba şimdi ne yapıyordur?’’ diye düşünüyordum. Ve televizyonda diğer sanatçıların
sahnelerini gördüğümde ‘’Ben de Changmin ile birlikte ne kadar havalı
olduğumuzu göstermek istiyorum!’’ diye kendi kendime söylenirdim. Bu yüzden
Changmin’e bizim birbirimizi tamamladığımızı ve abisinin ne kadar olgunlaşmış
olduğunu göstermek istedim. Ve düşündüğüm başka bir şey de… Changmin’ e baskı
yapmamak… Biraz ağırdan almak iyi olacak… Umarım birbirimize duyduğumuz güven
her zamankinden daha güçlü olur.
Çekimin teması “O-ka-e-ri-na-sai” ve biz de eve geri
döndüğünüz için böyle bir set ayarlamak istedik. Kore’de ikinizin ayrı evlerde
yaşadığını duydum. Bize birkaç detay verebilir misiniz?
YH: Oturma odası en çok kullandığım yer. Çok büyük ve içerisinde
fazla bir şey yok. Konsept bu. Aslında böyle bir oda yapmak niyetinde değildim ama
yeni bir yere taşındım ve bir film izleme odası yapmak istedim. Bu yüzden
öncelikle kanepeler ve büyük bir televizyon satın aldım. Ama fazlasıyla meşgul
olduğum için henüz odayı tamamlayamadım. Yine de evimi ziyaret edenler, odanın
bu haliyle kendine ait bir karakteri olduğunu söylüyorlar. Birçok iltifat
aldım.
Sanırım odada fazla eşya yok ve oldukça boş… Konseptin bu, öyle değil mi?
YH: Evet. Ama shibui bir tarzı var. (Ç/N: Shibui: Japonca’da
özellikle moda için kullanılan, mütevazı güzellikleri anlatan bir kelime) Duvarlar
kirli beyaz ve odanın kendisi çok monoton. Bu yüzden bir arkadaşım ‘’Bu odanın
tarzı biraz fazla erkeksi olmamış mı?’’ diye sordu bana. Şu anda kullanmadığım
boş bir odam var ve orayı parti odası yapmak istiyorum.
CM: Oyun Dünyası gibi bir yer yapacak mısın?
YH: Evet, çoktan iki ‘’Oyun Dünyası’’ oyuncağım var bile. (gülüyor)
Jenga ve Dart oyunları koydum… Ve diğer başka oyunlar da var. Oyunları sıra
sıra koyacağım ve duvara da bir poster asmayı düşünüyorum. Stüdyo
ışıklandırmaları koyacağım. Sadece o odam küçük. Dört kişiyle kolayca
dolabilecek kapasitede. Ama aslında odayı harika yapan da bu… Çok heyecanlıyım!
CM: Don Kişot gibi mi?
YH: O kadar kalabalık olmayacak. (gülüyor) Changmin’in evi benimkinden
tamamen farklı bir atmosfere sahip. Benim evim etrafı doğayla çevrili bir kenar
mahallede ama onunki şehrin ortasında.
CM: Evet, doğru! Benim evimde, her bir odanın duvarı farklı renkte.
Örneğin, oturma odamın duvarları ve zemini tamamen beyaz. Sakinleştirici bir
atmosfer yaratan aydınlatma armatürlerini seviyorum. Bu yüzden odam biraz bar
gibi görünüyor. Yemek yaparken ve arkadaşlarımla içerken eğlenebileceğim türden
bir yer haline getirmeye çalıştım.
Koreli erkekler evde içmeyi mi
seviyor?
CM: Bence bu biraz kişiye bağlı. Ben evde içmeyi diğer insanlardan
biraz daha fazla seviyorum. Dışarıda içsem bile eve gelip tekrar içiyorum.
YH: Günü tamamlamak için bir bardak şarap mı içiyorsun?
CM: Evet. (gülüyor) İçmeyi seviyorum bu yüzden evimde bir ton alkollü
içecek var. Ayrıca hoparlörleri tıpkı bir otelde olduğu gibi Bluetooth’la
bağlamak için biraz sıkı çalıştım ve şimdi müziği evimin her yerinden eşit şekilde
duyabiliyorsunuz.
YH: Vay canına! Çok tarzsın.
CM: Hoparlörlerin hepsini minik barakaların içine koydum. Bu evimle
ilgili en iyi şey diyebilirim.
Bu günlerde aşkla ilgili
düşüncelerinizde 20’li yaşlarınıza nazaran bir değişiklik var mı?
YH: Bence benim fikirlerim çok değişti. Özellikle geçen yıldan
itibaren. Önceden daha çok güçlü zekaya sahip kadınlardan hoşlanırdım. Günlük
yaşamımda ben liderim, bu yüzden özel hayatımda da birinin bana liderlik
etmesini isterdim. Ama son zamanlarda, değer duygusunu paylaşan birileri bana
daha çekici geliyor. Beni olduğum gibi sevebilmeli, benimle gülebilmeli ve ben her
şeyimi onunla tartışabilmeliyim. Bütün mesele bu. Bu yüzden güzel olup olmaması
o kadar da önemli değil. (gülüyor) Bununla ilgili ciddiyetle konuşmak
gerekirse, eğer iyi anlaşırsak, benim gözümde o kadın gittikçe daha da
güzelleşecektir.
CM: Dürüst olmak gerekirse, gençken, görünüş benim için gerçekten
çok önemliydi. (gülüyor) Ama son günlerde benimle iyi anlaşabilen ve aynı
hobilere sahip olduğum birileri daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Birlikteyken
beni sakin hissettirebilecek biri, gerçi böyle de sıkıcı olacaktır. Her neyse,
avantajlar ve dezavantajlar mevcut.
YH: Vay canına, aynı anda 4 farklı karakter ve deyim saydın.
CM: Tamam, o zaman beni sakin hissettirecek biri değil de daha çok
güldürecek ve eğlenceli olacak bir insan. Böyle biri olabilir.
Kadınların giyim tarzı ve modaya
uygunlukları sizin için önemli mi?
YH: Ben tenis ayakkabıları ve topuklularla güzel görünen kadınları
hoş buluyorum. Beyaz bir tişörtün içinde bile harika görünebilen, basit
malzemelerin içinde güzel olan kadınlar, giydiği her kıyafeti üstüne
yakıştırabilen kadınlar… Eğer bir kadın daha çok gündelik kıyafetler giyiyorsa ve
yakıştırıyorsa benim dikkatimi çeker.
CM: Topuklu ayakkabı demişken eğer ben topuklu ayakkabı giyen bir
kadın görürsem ve topukları biraz yıpranmışsa gerçekten o kadından etkilenirim.
‘’Vay canına! Bu kadın gerçekten çok çalışıyor olmalı.’’ Diye düşünürüm. Ve bu
beni yakalar.
YH: Bunu duyduktan sonra, muhtemelen birçok kadın oturup topuklu ayakkabılarını
oyacak. (gülüyor)
Son olarak, beş dome stadyumu turunuzun
ortasındasınız. Konserlerinizle ilgili coşkunuz ve gelecekle ilgili hırslarınız
hakkında bize bir şeyler söyleyebilir misiniz?
YH: Son Japon turumuzda ‘’ I-tte-ki-ma-su!’’
(gidiyorum/ayrılıyorum) demiştim. Bu sefer bir sürü kişi beni beklediği için,
sahnede “Ta-da-i-ma!’’ (geri döndüm/evdeyim) düşüncesiyle durdum. Umarım bu
turne herkesin kalbini ısıtır ve herkes dünya üzerindeki en önemli yerin ‘’ev’’
olduğunu hisseder.
CM: Evet, kalabalığın da bizim de eğlenceyle dolup taşabilmemizi
sağlayan ve yeniden buluşabileceğimiz bir yer olmasını istiyorum. Önceden, çok
çalıştıktan sonra bitkinleştiğimde ‘’Ara vereceğim’’ deme eğilimindeydim. Ama
bu iki yıl boyunca çalışma imkanım olmadığından ‘’Sahnede durmak istiyorum, bu
şarkıyı da söylemek istiyorum…’’ gibi şeyleri çok istediğimi fark ettim.
Özellikle Japonca şarkılarımızı söyleme fırsatı yakaladığımızda, bunu çok güçlü
hissettim. Şimdi, istediğim kadar şarkı söyleyebildiğim için mutluyum.
YH: Ben de aynı şeyleri hissediyorum. Sadece havalı Tohoshinki’yi
değil, kalpleri ısıtan Tohoshinki’yi de göstermek için elimden gelenin en
iyisini yapacağım. Lütfen size olan minnettarlığımız ve bizim savaşçı ruhumuzla
dolu turnemizi, yeni albümümüzü ve yeni teklimiz Reboot’u desteklemeye devam edin.
CM: Ayrıca yeni yıl da yaklaşıyor. Umarım hepiniz sağlıklı ve
huzurlu kalırsınız.
Eng Trans by:
@beriko0214
0 yorum:
Yorum Gönder